MEZOPOTAMYA’DA TIP – 2

MEZOPOTAMYA DA eski salgınlar:

Yer Tanrısı Ea/Enki nin çocuğu olan Marduk Tiamatı öldürdükten sonra tup šiamat denen kader, talih
tabletini ele geçirir.Tiamat’ın vücudundan yer ve göğü, gözlerinden de Dicle (Idiglat) ve Firat’ı (ID
BURANUN/purattum) nehirlerini yaratır. Elinde tuttuğu kader tabletininde verdiği güçle yeri, göğü,
denizleri, hayvanları, kuşları, yazları, kışları hasılı ne gerekiyorsa yaratır. Tiamat’in eşinin kaniyla kili
karıştırıp ilk insanı da yaratır. İnsan, tanrılara hizmet etmek için yaratılır. Başlangıçta var olan tanrılar
üstlerinden bu angaryayı atarlar. Artık bayan tanrıların ekmek pişirmesi, süt sağması ortadan kalkar.
Tabii, bu arada da insanlar o kadar çoğalırlar ki gürültülerinden Hava tanrısı Enlil ve Enki rahatsiz olurlar.
Haklarındaki şikayetler yüzünden, insanların topunun ortadan kaldırılmaları için Enlil tanrılar meclisinde
bütün tanrılara yemin ettirerek tufan kararı aldırır. Bunlar Anu, Enki, Sin, İštar, Fırtına tanrısı Adad ve
daha az ehemmiyetli tanrılardan oluşan bir toplantıda alınır. Öfke baldan tatlıdır atasözü uyku baldan
tatlıdır haline gelir ve Apsu’nun ilk şikayet konusu gürültü den uyuyamamak bütün insanlığın ortadan
kaldırılma kararının Enlil tarafından uygulanmasını getirir.

Tanrılar ilk insanı yarattıklarında ölümsüzlüğü kendilerine ölümü insanlar için ayırmışlardır. Halbuki insan
tanrılara hizmet için yaratılmıştır. Onları ortadan kaldırarak kendi keyiflerinin bozulacağını hiç
düşünmemeleri hiç anlaşılır gibi değil. İnsan, tanrılara bağımlı olan yaşamlarını uzatmak için her zaman
onlara bol bol adaklarda bulunmuşlar, de ut des ” veriyorum ki veresin” prensibine uygun olarak
tanrılarını nemnun etmeye çalışmışlar bütün şehir beyleri ve krallar tanrılara yakarılarda bulunmuşlar
onlardan, hayat, sağlık, zindelik, sağlıklı uzun yıllar, gelişme selamet, bereket, bolluk, hayırlı evlatlar,
sevgi, sevinç, neşe, ruhun tenviri, gözlerin görme gücü, boyun dikliği, kas gücü, diklik, cinsel güç,
muzaffer silahlar, daimi gelir, gelişme, büyüme, daimi erk gücü ve itaat dilenmişlerdir. Onları memnun
ederek kendilerine gelebilecek kötülüklerden kurtulmak istemişler. Bunun içinde tanrılarına daimi adaklar
sunmuşlar, ayinler düzenlemişler.. Memlekette bir salgın hastalık olduğunda, kötü bir olay vukuunda,
memlekette bir felaket olduğunda suçu hep kendilerinde aramışlar, tanrılarına gerekli ihtimamı
göstermediklerini düşünmüşler, hasılı her türlü kötülüğün tanrılar tarafından geldiğini düşünerek hep
tetikte durmuşlar, Bir Sumer arasôzü şöyle der:”Eğer tanrı, birisine kızarsa onu hasta eder” Şimdi bile bu
gibi durumlarda hep Allahtan yardım dilemiyor muyuz? Allah, kurtarsın, Allah affetsin gibi dualar
dilimizden hiç düşmez.

Sumer ,Babil, Asur ve Hitit tıbbında hastalikların mikrop, bakteri, virüs gibi zararlı mikrobiyotik
yaratıklardan geldiğinin bilinmemesi, bütün hastalıkların kötülük demonlarından, ve kötü niyetli ruhlar
tarafından getirildiğinin ve tanrıların elinin işi olduğuydu .

( Devam edecek… )

Veysel Donbaz